‘Sizin Şiirleriniz’ Kategorisi için Arşiv

Hangi Kıyısındayım Gülüşünün - Kağan İşçen

Çarşamba, 02 Temmuz 2008

hangi kıyısındayım gülüşünün
özlemler yorgunu sözcüklerimde
arı duru yaz çiçekleri
seni de değil
şöyle bir anılardan gelip geçişini özleyen

anlam yitti
yüzlerimiz yok artık
gözlerde hep aynı boş muamma
soytarılığın da bir şerefi vardı
okumaya vakit yok yangınlarla örtülü
sabah yürüyüşlerinin uykusuzluk öykülerini

şafak vakti yağmurları geçirmez bir camdır
şaka yapar gibi geçen kışsızlık kışında
sakinleşmeye çalışan semtleşmelerimde
semt aşklarınızda sizinle benim
şımarık bir su geçirmezlik vardır şafak vakitlerimizde
hani sabah beşlerde falan öpüşürdük otobüs garlarında
öksüz bakışlı muavinler uyarırdı rahatlığımızı

düşlerimle silkindiğim vakit o piyano faslında
az daha unutuyordum ya o kemane taksimlerin
geceye şirk koşması kendini
ya o şiir yazmadan geçiremediğimiz akşamların
kuma çıkması çoğullaşan yatak odası saatlerine
(more…)

Bu Güzel Ülke - Engin Namlı

Çarşamba, 02 Temmuz 2008

Nice asırlara yurt vadedilen
Çekilmiş mihnettir bu güzel ülke
Bağımsız Türkiye umut edilen
Biçilmiş cennettir bu güzel ülke

Bayrağında yıldız hilal içinde
Bembeyaz renkleri bir al içinde
Dalgalandıkça hoş bir hal içinde
Yükselen şöhrettir bu güzel ülke

Bunca cefa,elem bunca kan niçin
Bağımsız bir vatan bir toprak için
Yanmış canevleri hep için için
Çileli millettir bu güzel ülke

Şerife bacıyla,mehmetçik ile
Herkes vatan için vermiş el ele
Deryaları aşmış çekilen çile
Düşmana külfettir bu güzel ülke

Kuru ekmeğine soğan bulduysa
Aşını ıslatan bir yudum suysa
Bunca yokluk ile millet olduysa
Asil bir devlettir bu güzel ülke

Al kanlar içinde askeri şehit
Buna melekler de her daim şahit
Onlar ki vatanı için mücahit
Ödenmez diyettir bu güzel ülke

Nicesinin her gün gözleri nemli
Baba şehit ise anne matemli
Hepsine sorsak der! vatan önemli
Bulunmaz nimettir bu güzel ülke

22:51 - 20.02.2005

Engin Namlı

Hoşçakal Cennet Çiçeği - Korkmaz Bıçkın

Çarşamba, 02 Temmuz 2008

Ey benim Cehenneme meyilli ömrümün cennet çiçeği
Hayalinin beline sarılıp ruhundan öptüğüm ıssız gecelerde
Ne çok dinlemiştim adının türküsünü
Başucumdaki frekansı bozuk radyoda

Sanki Yokluğunda bütün fakir analar beni doğurdu
İntihar sektöründe kadrolu, ölümü düşünen işsiz babaların
Yüreğinde bastırdığı feryatlarını biriktirdim sana
“Biz” demeyi unutmuş bir toplumun bencilliğini andırsa da bakışların,
Gelmeyeceğini bile bile
“Ben” demekten utanan bir masumun ezikliğiyle bekledim yinede seni…

“Kim bilir kimlere hayran, hayranı olduklarımız! ”

Olsun
Alışırım elbet yokluğuna.
Alt tarafı
Sana benziyordu bütün çiçekler
Aşk tarafı
Bana benziyordu paslanmış ömürler

Kör baksam aşk görür
Aşka baksam kör olurum…
Yüreğimde kara bulutlar
Ben susarım kâinat ağlar
(more…)

Yağmuru Gebe Bıraktı Düşlerim Ağlamaklı - Kağan İşçen

Salı, 01 Temmuz 2008

yağmuru gebe bıraktı düşlerim ağlamaklı
tümüyle sahte bir ustura bu sonbahar
kalp atışımın sararmış ağaçlarında elmas kesikleri
şiir büyük bir müsamahadır
anlam yas tutan bakıştaki açısızlığım
bakışımda senin imân
gözümde sen yoksun mülteciyim
dünya denen yabanda
(more…)

SEYFİ ABİ - Tahir Tacettin OKUTAN

Pazartesi, 30 Haziran 2008

gece girmis köye gizlice
gören duyan olmamis
yanlizca kirlinin ayse abla
çaglayik basinda kuslar ürktü sanmis.
bir ara
almanci rifat dayinin
bag evinde görmüsler.
bir kerede bacakli süleymanin
tarlasinda
car ederkenkisa sakalli
naifmis
adi seyfiymis
siyasiymis.

bense erbab bayirinda
pancar tarlasinda karsilastim.
hasbelkader
zayiftim.
ufaktim
korkaktim
geçer gibi yapti önce
sonra selam verdi usulca
cesim adamlara verir gibi
beni büyük adam sanir gibi
birden siliniverdi babamin dedikleri
kim ne derse desin
adam gibi adamdi seyfi abi
(more…)

Özlenen Dünya - Ahmet Tekin

Pazar, 29 Haziran 2008

Şiir tadında konuşulan
Tüm Dünya’nın ortak bir dili olup
Bu ortak dil de Türkçe olsa
Başka dillere ilham olan Türkçe’den başka bir dil de yok kanımca
Baksanıza; “ E.. Meylim Var Sana “ da
İ-meyl (E-Mail) olmuş sonunda

Her dili de değirmeninden geçirip öz dil yapan bir lisan var mı başka
Dilleri de dil yapan, Türkçe kökenli kelimelerdir bence Dünya’da
Ha.. Televizyon sinema otobüs kravat ta … öğütülmüş Türkçe’dir artık lisanımızda
Sıkıntı çekmez kelimeleri anlatmada harmanlamada bizim dilimiz ;
Lebi derya
Dünyanın bütün sıkıntısı gerginliği de dillerinin kısıtlı anlatımındadır aslında
Bu da haliyle ruhlarına yansımakta..teferruatta olanlarda vardır ama
Ekseri milletlerin çok çalışmalarına sebep olanda budur baksanıza icatlarına
Fakat icatlarıyla davranışları da; çoğu yerde tezat oluşturmakta
Yukarda Anlatılanlar ışığında
Aklın havsalanın almayacağı meymenetsizliklerde var onlarda
Hem de had safhada
Elbette teferruatta olan istisnalar da var..
Mesela ülkenin birinde; altından klozete oturuyorlarmış, ayak yolunda
(more…)

M….E… Bu Bizim Balkanlaşmamız - Kağan İşçen

Pazar, 29 Haziran 2008

M….E… Bu Bizim Balkanlaşmamız

şakalaşmayı bırakmalıydık
hiçbir şey eskisi gibi olmamalıydı müstehzi
ardınsıra yürüyebilir solan çiçek ölüleri boş ver
sahibimiz yok bizim gülüm olmayacak
rollerimiz değişecek kan deryasıyız ya bir de mutlulukla
farkımız bu bizim
bu bizim balkanlaşmamız
ayrışarak ölürsek sahibimiz olamaz olmayacak
bu bizim balkanlaşmamız
en farklı mutsuzluğumuzda birleştik
en kötü birleşmek iyidir en iyi ayrılıktan
yarış sona erecek mi ne kadar kaldı yılımız
yaşlandık mı kapalı mı en aykırı ayrılığın kavuşmasına kapımız
bu bizim balkanlaşmamız
ihtiyar saadetlerimiz de olabilir olacak göreceksin
sosyalist kes saçlarını saçların benim olsun şarkısı bile var
paylaşmalarımızın griye yakın pembeye çalan kırmızısı mavi ve beyaz
ayaklarımız üşüse gün ışığının havaya karışmasıdır soluğumuz
sokulganız en azından öyle olmalıyız sımsıkı bir tumturaklılıkla
dedim ya aşkımın tasarlanışı kar yağışlı bir şehrin en güzel köprüsünde
bu bizim balkanlaşmamız
farklılığımız olabilir olmalı
bu şahsi bir mutsuzlukla ölmek de olabilir
öldürmek de ortak mutsuzluğun paylaşılamamasını
şehirlere göç ederiz olsun ne yapalımlarla yaşamamak için
en sevdiğin elbiselerle yaşaman için
sıtması tutmaması için üşüme korkunun
kahvaltı güzelliğini hep benim taşımam için
(more…)

M…..Cam Göz - Kağan İşçen

Cumartesi, 28 Haziran 2008

M…..Cam Göz

sakın sakınma yoksulluğumdan seçmeli yalnızlığını
yalnızlığını sen seçersin de durur mu ellerim
şerh koyarım örselenmişliğimle
ayaklarından başlayan ürpermeye
şanslı birleşmemiz olacak göreceksin
ben bir yurtsever gözlerinse bulunmaz ülkem
sınırlarıma yakınlaşmanı uçurtma yaptım sallapati
aşklaşan hayat döngüme
kişiliksizleşmedir aşk
senin kokunun aramızdaki tüllere sarınmışlığı

gösterişli aptallığın itaatkar
yavanlığına dünyalılığına
göz kapaklarımın kapısına dikilişin gibi
dikilişin ve gidişin bir aptallık sonrası

itiraf tadındayım
belledim gözlerinde bulduğumu
sana bakarken kendimde unuttuğumu
kendimi

cam gözlerinle
bir haziran sabahı öğlene doğru bana baktın
yarı yarıya ihanettik
yarı yarıya serinlik
gözlerinin avlusuna hamak kurduydu çaresizliğim
yeşil güneşli bir sabahtı
yağmur atıştırıyorduk
çaydanlığımızda ilkyaz umutları yoktu
cam gözlerine uzandım tuttum bir çocukluğu
sevdim kendimi ve seni
seni daha çok sevdim
ayrılık sıratını geçmesek de olur dedim kendi kendime
buradayız işte sadece bu an için bile olsa
paramparça edilmiş bir ayrılığın kıyısında

köprülerimizi yıktık
aramıza âmâ nehirler uzandı
cam gözlerindeki yağmurlarda ıslanmasam
bilmezdim ki güneşin ne olduğunu
yeşil güneşli sabahlarda zaman yoktu
donakalmıştı mutluluklar mutluluktan
biz senin yeşilleşmende seviştik
ihtiraslı iki yılan gibi
(more…)

Atatürk’ün Şiiri - Ahmet Tekin

Cumartesi, 28 Haziran 2008

“ Hakikat nerede ? “
Söylesin Ankara
Ve Dünya bana
Neden kurmuş Büyük Önder
Mustafa Kemal Atatürk ;
Türk Tarih Kurumu’nu Başkent Ankara’da ;
Yurdunda …
Bahsedilmemiş hiç , bahsedilmiyor da ;
Atatürk’ün “ Hakikat nerede ? “ şiiri
Neden okul kitaplarında !!!!
Cevap bekliyor , Türk Milleti şimdi ;
Bu sorunun cevabı ; acaba tozlu raflarda mı gizli ..
“ Aydınlıkta karaltı karaltıda şafak “
Türk Tarih Kurumumuz aydınlatsın Milletimizi
Anlıyorum Anlayacaklar bir gün
“ Kalkıyor örtüler , örtülen doğacak “ elbet
Mutlaka ve mutlaka İllaki İlelebet ..
Türk’ün “ Adı MEHMET “ sabret .. sabret …
(more…)

M….Yarının Bende Kaldı - Kağan İşçen

Cumartesi, 28 Haziran 2008

M….Yarının Bende Kaldı

günlerim nasıl geçiyordu bilmiyordum
çocuk parkında yaram kanıyordu su içmek istiyordum
sabahım uyumak bilmezdi akşamım uyanmak
etine dolgun intiharlarla süslerdim anlatımsızlığımı
aşk vardı ben vardım çöl vardı sen yoktun
sesime giydirecek elbise bulamazdım
sözcüklerimi mat bakışlı dönüşümsüzlüğün yok pahasına satardı
satardı maço bir ahlaksızlaşmaya
karanlık az buz değil birden basardı ayaklarına
gittiğinin farkında olmadan giderdin
sakalsızlığımdan utanırdım ne bir hayat ne bir bir şey
sesime giydirebildiğim tek elbise ismin olurdu
sesim kurtulurdu üşümekten kendimi ben bile tanıyamazdım
(more…)