Haziran 2008 için Arşiv

SEYFİ ABİ - Tahir Tacettin OKUTAN

Pazartesi, 30 Haziran 2008

gece girmis köye gizlice
gören duyan olmamis
yanlizca kirlinin ayse abla
çaglayik basinda kuslar ürktü sanmis.
bir ara
almanci rifat dayinin
bag evinde görmüsler.
bir kerede bacakli süleymanin
tarlasinda
car ederkenkisa sakalli
naifmis
adi seyfiymis
siyasiymis.

bense erbab bayirinda
pancar tarlasinda karsilastim.
hasbelkader
zayiftim.
ufaktim
korkaktim
geçer gibi yapti önce
sonra selam verdi usulca
cesim adamlara verir gibi
beni büyük adam sanir gibi
birden siliniverdi babamin dedikleri
kim ne derse desin
adam gibi adamdi seyfi abi
(more…)

Özlenen Dünya - Ahmet Tekin

Pazar, 29 Haziran 2008

Şiir tadında konuşulan
Tüm Dünya’nın ortak bir dili olup
Bu ortak dil de Türkçe olsa
Başka dillere ilham olan Türkçe’den başka bir dil de yok kanımca
Baksanıza; “ E.. Meylim Var Sana “ da
İ-meyl (E-Mail) olmuş sonunda

Her dili de değirmeninden geçirip öz dil yapan bir lisan var mı başka
Dilleri de dil yapan, Türkçe kökenli kelimelerdir bence Dünya’da
Ha.. Televizyon sinema otobüs kravat ta … öğütülmüş Türkçe’dir artık lisanımızda
Sıkıntı çekmez kelimeleri anlatmada harmanlamada bizim dilimiz ;
Lebi derya
Dünyanın bütün sıkıntısı gerginliği de dillerinin kısıtlı anlatımındadır aslında
Bu da haliyle ruhlarına yansımakta..teferruatta olanlarda vardır ama
Ekseri milletlerin çok çalışmalarına sebep olanda budur baksanıza icatlarına
Fakat icatlarıyla davranışları da; çoğu yerde tezat oluşturmakta
Yukarda Anlatılanlar ışığında
Aklın havsalanın almayacağı meymenetsizliklerde var onlarda
Hem de had safhada
Elbette teferruatta olan istisnalar da var..
Mesela ülkenin birinde; altından klozete oturuyorlarmış, ayak yolunda
(more…)

M….E… Bu Bizim Balkanlaşmamız - Kağan İşçen

Pazar, 29 Haziran 2008

M….E… Bu Bizim Balkanlaşmamız

şakalaşmayı bırakmalıydık
hiçbir şey eskisi gibi olmamalıydı müstehzi
ardınsıra yürüyebilir solan çiçek ölüleri boş ver
sahibimiz yok bizim gülüm olmayacak
rollerimiz değişecek kan deryasıyız ya bir de mutlulukla
farkımız bu bizim
bu bizim balkanlaşmamız
ayrışarak ölürsek sahibimiz olamaz olmayacak
bu bizim balkanlaşmamız
en farklı mutsuzluğumuzda birleştik
en kötü birleşmek iyidir en iyi ayrılıktan
yarış sona erecek mi ne kadar kaldı yılımız
yaşlandık mı kapalı mı en aykırı ayrılığın kavuşmasına kapımız
bu bizim balkanlaşmamız
ihtiyar saadetlerimiz de olabilir olacak göreceksin
sosyalist kes saçlarını saçların benim olsun şarkısı bile var
paylaşmalarımızın griye yakın pembeye çalan kırmızısı mavi ve beyaz
ayaklarımız üşüse gün ışığının havaya karışmasıdır soluğumuz
sokulganız en azından öyle olmalıyız sımsıkı bir tumturaklılıkla
dedim ya aşkımın tasarlanışı kar yağışlı bir şehrin en güzel köprüsünde
bu bizim balkanlaşmamız
farklılığımız olabilir olmalı
bu şahsi bir mutsuzlukla ölmek de olabilir
öldürmek de ortak mutsuzluğun paylaşılamamasını
şehirlere göç ederiz olsun ne yapalımlarla yaşamamak için
en sevdiğin elbiselerle yaşaman için
sıtması tutmaması için üşüme korkunun
kahvaltı güzelliğini hep benim taşımam için
(more…)

Ne Deyon Hele Toktur Söyle Ne Deyyon

Cumartesi, 28 Haziran 2008

Ne de yon hele toktur söyle ne dey yon
İğneleri bırakıp da ilaçlarımı veri yon
İştahım yoktur bunu sen de bile yon
Deri kemik kaldım derman toktur beeğ

Sabah tan ağarırken yallah hortlarım
Sağı solu etrafımı bir güzelce toplarım
Tavşan gibi ordan ora zıp zıp zıplarım
Deri kemik kaldım derman togtur beeğ

Kuru fasulye nohut dövme gozeel haşlarım
Tereyağı salça yoğurt ile tıkınmaya başlarım
Bir baş soğanı turşu ile nasıl da düşlerim
Deri kemik kaldım derman togtur beeğ

Taşları yesem bir dalak bağlarım emme
Dokuz öğün az gelir sekizini de sen görme
Kantar dokuz batman geldin der emme
Deri kemik Galdım derman togtur beeğ

Ekinleri firik edip şöyle götürdüm
Çapalarken nohutları çok taze gördüm
Beş baş şemşameli bir anda yedim
Deri kemik Galdım derman togtur beeğ

Semizotu peynir karpuz ile pek hoştu
Sarımsak hıyar yoğurtla acayip coştu
Somun ekmek sekiz tepsi de dolu börek
Deri kemik Galdım derman togtur beeğ

Çullamayı yumurta ile acı iskota buladım
Döner dersin her gün yörü bin adım
Canım togtur karnım çok aç doymadım
Deri kemik Galdım derman togtur beeğ

Nohut cin biberi salça gozeel haşladım
Şepit, somun, yufka, çemen ile başladım
Rejim yapmak neydi artık boşladım mm
Deri kemik Galdım derman togtur beeğ

Pekmez tahin yoğurt gozeel buladı mm
Beş maşrapa ayranı testi ile suladım
Kıtlık mı geldi ne söylüyon hele duymadım
Deri kemik Galdım derman togtur beeğ

Taş yesem bak dalak bağlıyor bende
Sözümü iyi dinle aynen uygula sende
Gel masaya otur yemekleri sen götür
Deri kemik Galdım derman togtur beeğ

Istapanak yufkayla börekler yaptım
Karabaşın önündeki şepiti kaptım
Nasıl olsa ölüm gelecek anasını satim
Deri kemik Galdım derman togtur beeğ

Kavun beyaz peynir ekşimen aşı
Gevrek, şepit, lavaş, soframın başı
Kasalarla yiyom üzüm ile ben keşi
Deri kemik Galdım derman togtur beeğ

Asmalardan korukları olmadan yerim
Yirmi kilo neyki doymadım hala derim
Lahana kapuska sarmayı da getirin
Deri kemik Galdım derman togtur beeğ

Yüz altmış kiloydum yüzerliye mi düştüm
Nasıl bünye anlamadım vallahi bende şaştım
İştahım kalmadı onbeş kilo birden düştüm
Deri kemik Galdım derman togtur beeğ

Kuruyemiş, mısır, gevrek ne güzel yemek
Yeme perhiz yap öleceksin kolay mı demek
Sana güzel gelir türküler gibi söylemek
Deri kemik Galdım derman togtur beeğ

Bulgur pilavını suluca kuru ekmeğe dök
Üstüne şöyle bir keseklice ayranı çeek
Nasıl iştahım açıldı vallahi yerim ben hep
Deri kemik Galdım derman togtur beeğ

Diyeceğim daha pek çoktur amma
Kafayı yedim şişkolaştığımı sanmaa
Sende dene pişman olmazsın sakın haa
Deri kemik Galdım derman togtur beeğ

Togtur senin sözün benim başımın tacı
Etme togtur yeme deme sen bana acı
Ayşe, Eşe, Neşe, Ferik, tavuk, getirin aşı
Deri kemik Galdım derman togtur beeğ

DÖNER ÖZEKE
17.06.2007

Özledim Be Annam Hadi Çıkda Gel

Cumartesi, 28 Haziran 2008

Kuşlar hür uçmayı nasıl özlerse
Âşıklar sevdiğini nasıl gözlerse
Kuzular anayı candan özlerse
Özledim be anam hadi çık da gel

Yaz geldi güneşler yakıyor teni
Hiç mi özlemedin anam sen beni
Bilmeyen soruyor dostların seni
Özledim be anam hadi çık da gel

Kefeninden toprak değdimi tene
Ahiret acısı vurdu mu anam cana
Acını göstermesin sen derdin bana
Özledim be anam hadi çık da gel

Okurum üflerim dularım hep sana
Acılar değmesin ruhunla tene
Yakındır ben de geleceğim sana
Özledim be anam hadi çık da gel

DÖNER ÖZEKE
13.07.2007

Çılgınız Biz Türkler Haydi Bastırın

Cumartesi, 28 Haziran 2008

Fatih’i,Rüştü’sü koç Ardasıyla
Geliyorlar Türkiye sevdasıyla
Ayyıldızlı bayrağım formasıyla
Çılğınız biz Türkler haydi bastırın

Emre’si,Nihat’ı Semih,Gökhan’ı
Tek nesef oldular koçlarım yaman
Çek ile Hırvatlara vermeyin aman
Çılgınız biz Türkler haydi bastırın

Kazım,Kazım Hakan golleri takın
Tek yürek Türkiyem Millete bakın
Yılmayın canlarım bıkmayın sakın
Çılgınız biz Türkler haydi bastırın

Servet’im,Gökhan’ım,Volkan’ım yürü
Çekleri,Hırvatları sahalardan sürün
Allayın,sallayın,yallayın fırlatıp atın
Çılgınız biz Türkler haydi bastırın

Ellerde bayraklar yürekte iman
Türkiye tek vücut koçlarım yaman
Bir,İki,Üç,Dört goller saydıran
Çılgınız biz Türkler haydi bastırın

Hırvatlar çok azmış dersini verin
Hırvatı,Almanı sahada yerlere serin
Biz Türkler geliyoruz sahalarda görün
Çılgınız biz Türkler haydi bastırın

DÖNER ÖZEKE
21.06.2008

M…..Cam Göz - Kağan İşçen

Cumartesi, 28 Haziran 2008

M…..Cam Göz

sakın sakınma yoksulluğumdan seçmeli yalnızlığını
yalnızlığını sen seçersin de durur mu ellerim
şerh koyarım örselenmişliğimle
ayaklarından başlayan ürpermeye
şanslı birleşmemiz olacak göreceksin
ben bir yurtsever gözlerinse bulunmaz ülkem
sınırlarıma yakınlaşmanı uçurtma yaptım sallapati
aşklaşan hayat döngüme
kişiliksizleşmedir aşk
senin kokunun aramızdaki tüllere sarınmışlığı

gösterişli aptallığın itaatkar
yavanlığına dünyalılığına
göz kapaklarımın kapısına dikilişin gibi
dikilişin ve gidişin bir aptallık sonrası

itiraf tadındayım
belledim gözlerinde bulduğumu
sana bakarken kendimde unuttuğumu
kendimi

cam gözlerinle
bir haziran sabahı öğlene doğru bana baktın
yarı yarıya ihanettik
yarı yarıya serinlik
gözlerinin avlusuna hamak kurduydu çaresizliğim
yeşil güneşli bir sabahtı
yağmur atıştırıyorduk
çaydanlığımızda ilkyaz umutları yoktu
cam gözlerine uzandım tuttum bir çocukluğu
sevdim kendimi ve seni
seni daha çok sevdim
ayrılık sıratını geçmesek de olur dedim kendi kendime
buradayız işte sadece bu an için bile olsa
paramparça edilmiş bir ayrılığın kıyısında

köprülerimizi yıktık
aramıza âmâ nehirler uzandı
cam gözlerindeki yağmurlarda ıslanmasam
bilmezdim ki güneşin ne olduğunu
yeşil güneşli sabahlarda zaman yoktu
donakalmıştı mutluluklar mutluluktan
biz senin yeşilleşmende seviştik
ihtiraslı iki yılan gibi
(more…)

Atatürk’ün Şiiri - Ahmet Tekin

Cumartesi, 28 Haziran 2008

“ Hakikat nerede ? “
Söylesin Ankara
Ve Dünya bana
Neden kurmuş Büyük Önder
Mustafa Kemal Atatürk ;
Türk Tarih Kurumu’nu Başkent Ankara’da ;
Yurdunda …
Bahsedilmemiş hiç , bahsedilmiyor da ;
Atatürk’ün “ Hakikat nerede ? “ şiiri
Neden okul kitaplarında !!!!
Cevap bekliyor , Türk Milleti şimdi ;
Bu sorunun cevabı ; acaba tozlu raflarda mı gizli ..
“ Aydınlıkta karaltı karaltıda şafak “
Türk Tarih Kurumumuz aydınlatsın Milletimizi
Anlıyorum Anlayacaklar bir gün
“ Kalkıyor örtüler , örtülen doğacak “ elbet
Mutlaka ve mutlaka İllaki İlelebet ..
Türk’ün “ Adı MEHMET “ sabret .. sabret …
(more…)

M….Yarının Bende Kaldı - Kağan İşçen

Cumartesi, 28 Haziran 2008

M….Yarının Bende Kaldı

günlerim nasıl geçiyordu bilmiyordum
çocuk parkında yaram kanıyordu su içmek istiyordum
sabahım uyumak bilmezdi akşamım uyanmak
etine dolgun intiharlarla süslerdim anlatımsızlığımı
aşk vardı ben vardım çöl vardı sen yoktun
sesime giydirecek elbise bulamazdım
sözcüklerimi mat bakışlı dönüşümsüzlüğün yok pahasına satardı
satardı maço bir ahlaksızlaşmaya
karanlık az buz değil birden basardı ayaklarına
gittiğinin farkında olmadan giderdin
sakalsızlığımdan utanırdım ne bir hayat ne bir bir şey
sesime giydirebildiğim tek elbise ismin olurdu
sesim kurtulurdu üşümekten kendimi ben bile tanıyamazdım
(more…)

Kapımdaki Mühür - Kağan İşçen

Cumartesi, 28 Haziran 2008

Kapımdaki Mühür

koşulsuz sevdim seni peşin hükümlü
mahalle aksanıyla konuşarak
küfürlü
hiçbir zorlama olmadan
şiirselliğe açık
ölmeyi göze alabilenli

erguvan zamanları ölmeyi gözüm tutmuyor artık
bir başka gözlerine bakma anlarım var benim
gözlerin yüreğime mührünü vuralı beri
gözlerine bakma anlarım ölüm kadar dakik
(more…)